Rad.Tek.Şeref Parıldar

Rad.Tek.Şeref Parıldar

Yazarın Tüm Yazıları >

Meme Kanseri

A+A-

Meme kanseri, kadınlarda görülen kanserler arasında %22'lik bir oran ile ilk sıradadır ve sıklığı giderek artma eğilimindedir. Önemli bir ölüm nedeni olmakla beraber, erken tanı ve tedavideki başarılar ölüm oranlarının artmamasındaki en önemli etkenlerdir. Bu nedenle, erken tanı ve tedavi için özellikle risk grubundaki kadınlarda tarama protokolleri titizlikle uygulanmalıdır.

20 yaşından önce çok ender olan meme kanserinin sıklığı, 30 yaşından sonra giderek artar ve bu artış 40 yaş dolaylarında hızlanır.

Annede veya kız kardeşte meme kanseri bulunması ciddi bir risk faktörüdür. Bir kadının bir memesinde kanser gelişmiş olması, ileride diğer memesinde de kanser gelişmesi riskini arttırır.

Bir kadın, ilk adetini ne kadar erken yaşta görürse ve son adetini ne kadar geç yaşta görürse, meme kanserine yakalanma riski o kadar artmaktadır. Bu risk kadınlık hormonu dediğimiz östrojen hormonunun etkisi ile ortaya çıkar. Bu nedenle, özellikle menapoz sonrası östrojen hormonu kullanan kadınların yılda bir kez mamografi çektirmesi önerilir.

İlk doğumun 30 yaş ve özellikle 35 yaşından sonraya bırakılması da meme kanseri riskini 4 kat kadar arttırmaktadır. Hiç doğum yapmama ve emzirmemede risk faktörü olarak kabul edilmektedir.

Çocukluk çağında radyasyona maruz kalanlarda da meme kanseri sıklığı artar. Menapoz sonrası kilo alımının olumsuz etkisi gösterilmiştir. Alkol kullanımıda riski arttırmaktadır.

Yinede tüm bu risk faktörleri meme kanserli kadınların ancak %20'sinde söz konusudur ve diğerlerinde bilinen bir risk faktörüne rastlanamaz.  Amaç, bu gruba giren kadınlarda meme kanserini erken dönemde saptamaktır. Bunun için kadının, kendini muayene ile memesini tanıması ve yılda bir kez mamografi ve ultrasonografi yaptırarak hekim kontrolüne girmesi gerekli ve yeterlidir.

Kadınlar genellikle kanser kitlesi en az 1 cm'e ulaştığı zaman memesindeki değişikliği farkeder. Meme kanserinin günümüzde en az %90'ı kadının kendisi tarafından farkedilmektedir. Farkedilen kanser kitlesi sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü olup meme dokusu içinde kolaylıkla oynatılamaz. Bir diğer bulgu meme başından kendiliğinden olan özellikle kanlı akıntıdır. Meme kanseri meme cildinde çekintiler oluşturabilir ve bu bulgu tek başına çok önemlidir.

Meme cildinde ödem, soyulma ve açık yara oluşması, normal olan meme başının zamanla içeri çekilmeside önemli bulgulardır. Muayenede koltuk altında lenf bezlerinin büyümesinede dikkat edilmelidir.

Bu bulgular varsa tanı kolaylıkla konur.

Ancak, 40 yaşını aşmış, memesinde ağrı olan, muayenede kitle saptanan kadınlarada mamografi ve ultrasonografi yapılmalıdır. Sonrasında şüpheli alanlardan biyopsi alınmalıdır.

Meme kanseri tedavisinin planlanmasında genel cerrahi, patoloji, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, radyoloji uzmanlarının ortak rolü vardır. Psikiyatri desteği de hasta için önemlidir. Günümüzde meme kanseri tedavisinde cerrahi tedavi (ameliyat), kemoterapi (ilaç tedavisi), radyoterapi (ışın tedavisi) ve hormon tedavisi kullanılmaktadır. Cerrahide memeyi koruyan ameliyatlar ve memenin tamamının alındığı ameliyatlar vardır.

Tedavi sonrası, ilk üç yıl içinde hastanın 3 ayda bir kontrolü, bundan sonraki iki yıl içinde 6 ayda bir kontrolü, beş yıldan sonra ise yılda bir kontrolü yeterlidir.

 

Bu yazı toplam 210 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

MyMemur Haber Sitemiz 5651 sayılı "internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla işlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında" Kanunun 2/f maddesi uyarınca 'içerik Sağlayıcıdır'. Tüm üyeler yaptıkları yorumlardan şahsen kendileri sorumlu olup, talep halinde sitemiz kaynaklarında olan, gerekli iletişim bilgileri Adli ve İdari Makamlara sunulacaktır. UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmaz.