1. YAZARLAR

  2. Aydın UZKAN

  3. RUHSAL SAVUNMA ; KAYGI
Aydın UZKAN

Aydın UZKAN

Eğitimci - Şair
Yazarın Tüm Yazıları >

RUHSAL SAVUNMA ; KAYGI

A+A-

RUHSAL SAVUNMA ; KAYGI  

 İnsanın dış veya iç dünyadan gelen uyaranlara  karşı duyduğu, kendisini engellemekte zorluk çektiği aşırı endişe ve uyarılmışlık haline kaygı denir. Maalesef ki günümüzde, yaşanan kaygı dalgası git gide insanların sabrının boyunu aşmakta , bireysel ve toplumsal huzuru yutmaktadır. Sosyologların ve edebiyatçıların çoğu içinde yaşadığımız yüzyılı ''kaygı yüzyılı'' olarak adlandırmaktadır.

 

 Her insanda potansiyel bir kaygı vardır. Kişinin yaşadığı çevreye  ve  içinde bulunduğu şartlara göre bu  kaygı artar veya azalır.  Özellikle gelişen teknoloji, stres ve ekonomik sıkıntılar , bireyin yapabileceğinin üstündeki beklentiler, iç çatışmalar  ve çözülememiş problemler kaygıyı artıran faktörlerdir.

 

 Günlük yaşam içinde değişik konularla ilgili kaygıların duyulması gayet doğaldır. Çünkü kaygı , hayatın  bir parçasıdır.  ‘’Dikkat! Tehlike var.  Ya kendini korumalı, ya kaçmalı ya da savaşmalısın. Aksi  halde  yaşamın sona erebilir” sinyalidir. Günlük sorunlarla baş edebilmek için hazırlıklı olmayı, bir tehlike durumunda da hızlı karar verip kurtulmayı sağlar. Kontrol edilebildiği  ve dozu ayarlana bildiği zaman pozitif sonuçlar doğurur. İnsanların büyük başarılar elde etmesinin ardında itici güç olur.  Şöyle bir düşünürsek, geçmişteki insanlar gecenin karanlığından ve gecenin soğuğundan kaygı duymasaydı belki de ateşi bulamayacaktı.

 

 Kontrol edilemeyen ve gereksiz kaygılar vardır. Bunlar sürekli ve  aşırı endişe halleridir. Kişinin günlük hayatını  olumsuz etkileyen rahatsızlık kategorisindedirler. Bu tür kaygılar, insanı içten içe yiyen düşünceler yumağıdır. Kişiyi alarm durumunda olmaya, her an bir şey olacakmış duygusu içinde yaşamasına neden olur. İnsanı yaşanacak  olayı bin defa düşünmeye ve  her yeni düşünme seansında yeni kurgular eklemeye zorlar. Olabileceklerden korkulanları şimdileştirip, yaşanılası  ve tekrar olmayacak güzel zamanları çalar. Şimdinin huzurunu gelecekte olmayabilecek hüzünle tükettirir.

 

  1950 ‘lerde bilim adamlarının sekiz maymun üzerinde yaptıkları bir deney, son derece çarpıcıdır. Önce maymunlar dörder gruba ayrılarak her birine periyodik olarak aynı anda elektrik şoku verildi. Elektrik şokunu her gruptan sadece bir maymun, ışık yandığında düğmeyi kapatmak suretiyle önleyebiliyordu. Kısa bir süre sonra sekiz maymunun dördünde ülser ile çeşitli yaralar medyada geldi ve öldüler. Sizce hangi maymunlar öldü dersiniz ? Düğmeye uzanamayıp şoku durduramayanlar mı ? Cevap biraz şaşırtıcıdır. Ölenler, düğmeye basıp şoku durdurabilenlerdi. Elektrik şoku öldürmediğine göre, maymunları öldüren neydi ? Onları öldüren şey kaygıydı. Maalesef dünyamızda da maymunlarla aynı şeyi yaşayan, azımsanamayacak sayıda insan vardır. yaşadıkları yersiz kaygılarla erkenden mezara yol alıyorlar. (1)

 

  Kişi, kaygılarla  cebelleşirken yaşanması gereken nice saniyeler, ömürden geçip gider. Gün gelir ve kaygılanılan durumun  ne kadar gereksiz olduğu  görülür. Dereyi görmeden paçayı sıvamak ve  doğmadık çocuğa don biçmek  toplumda  en çok görülen  kaygılı  davranış kalıplarıdır.

 

   Nasreddin Hocanın yaşadığı şu durum konuyla ilgili manidar bir örnektir. Gece bir türlü uyuyamayan hoca karısını da huzursuz eder. Uykusunu kaçıran şeyin ne olduğunu anlamak isteyen hanımına sorar ; ‘’Düşünüyorum hanım komşunun eşeği yakında doğuracak, eğer kuyruksuz bir sıpa doğurursa ben ne yaparım.’’  Hocanın eşi ‘’Aman efendi saçmalama , komşunun eşeği kuyruksuz sıpa doğuracaksa doğursun sana ne‘’deyince hoca kızıp  ‘’Aman hanım nasıl dert etmem, komşunun eşeği kuyruksuz bir sıpa doğurdu diyelim sonra o sıpa büyüyüp eşek olmayacak mı, komşumuz kuyruksuz eşekle oduna gidecek odun yüklü eşekle koyun o  girişindeki çamur yola gelecek sonra eşek çamura batacak komşum beni yardıma çağıracak ben hem komşumuzun yardımına koşacağım iyi de o sırada ben eşeğin neresinden tutacağım söyler misin neresinden tutacağım.’’ der.

 

  Kaygılar kimi zaman, hayatın üzerine çöktüğü düşünülen kara bulutlardır. İnsanın zihnini öyle bir kaplar ki, güneş ışıkları o kara bulutlardan sızamaz olur. Hayat bir nevi felç olur. Atalarınız ‘’Bin kaygı , bir borç ödemez’’  diyerek  kaygıdan kurtulmayı öğütlemişlerdir. Bu öğüdün izinden gidenler geçmişin pişmanlıklarına  ve geleceğin bilinmezliğine saplanmadan şu ana odaklanırlar.  Çünkü onlar bilmişlerdir ki, hayat kaygıyla yaşama sanatıdır.

 

1-Eşeğine Ters Binen Bilge , Mustafa şahin / Çınaraltı Yayınları / s.35

Bu yazı toplam 1005 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

MyMemur Haber Sitemiz 5651 sayılı "internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla işlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında" Kanunun 2/f maddesi uyarınca 'içerik Sağlayıcıdır'. Tüm üyeler yaptıkları yorumlardan şahsen kendileri sorumlu olup, talep halinde sitemiz kaynaklarında olan, gerekli iletişim bilgileri Adli ve İdari Makamlara sunulacaktır. UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmaz.