1. YAZARLAR

  2. Aydın UZKAN

  3. YUVADAN KONUTA
Aydın UZKAN

Aydın UZKAN

Eğitimci - Şair
Yazarın Tüm Yazıları >

YUVADAN KONUTA

A+A-

Teknoloji son hızla insanların yaşamını değiştirmeye devam ediyor. Yaşanılan mekanların farklılaşması  da bu değişimlere paralel biçimde ilerliyor. insanoğlu gelişen teknolojiyle birlikte mağaradaki yaşamdan çıkarak irili ufaklı bir çok ev yaptı. Mağaralardan barakalara, ahşap evlere, ordan kargir evlere derken sonunda  gökdelenler  dikti. Yaşanılan mekanlar sadece  fiziksel  değil  işlevsel  bakımdan da  değişime uğradı. Asıl dururken gölge kucaklandı. Sonunda pembe panjurlu yuvaların hayali  kendini lüks rezidansların özlemine bıraktı .

 

  Yaşanılan mekânlar fiziksel olarak değişirken sosyokültürel ve sosyoekonomik anlamda başka bir yaşam biçimine  de geçildi. Her inşa edilen ev yuvaların ruhundan uzaklarda şekillendi. Yatay inşa edilmiş yuvaların yerini alan dikey konutlar  yaşamdan kopmaya başladı. Öyle ki, artık  yapılan devasa binalarda neredeyse bir kasabanın nüfusu kadar insan yaşamını sürdürmektedir. Sımsıcak yuvaların yerini görüntüsü bile soğuk olan konutlar almaktadır. İçinde barındırdığı teknoloji ne kadar ilerlerle ilerlesin ve binalardaki katlar ne kadar artarsa artsın durum değişmemektedir. Zaten şurası var ki , mesken denilen ve  ‘’sükun bulunulan yer ‘’ anlamına gelen yuvalar, dört duvar ve bir çatıdan ibaret bir yapı değildirler. Hele ki büyüklüğü yada küçüklüğü kıstas alınacak bir mekan hiç değildir.  Yuva odur ki, çekim alanının dışına çıkıldığında insanı bir mıknatıs gibi kendine çekmelidir . Çünkü yuva toplumun temel birimi olan ailenin yaşadığı ve insanın hayata karşı sığınabileceği heybetli bir kaledir. Ana rahmi ve beşik gibi huzur vererek sarar insanı. Aidiyet duygusunun çok hissedildiği yerler yuvalardır.

 

  Günümüzde yuvalar konuta, konutlarda yatırım aracına dönüşmüş durumdadır. Öyle ki, insanlar bir yarış halinde tonlarca beton yığınına yıllarını vererek sahip olmaya başladılar. Yuvanın sıcaklığı kendini, tek kişilik yaşamlar için tasarlanan 1+1 konutlara terk etti. Herkes kendi odasında ve  kendi ağında dünyasını yaşar oldu. Cennet tadı veren mekanlar birer cinnethaneye dönüştü. Çok  odalı konutlar ise  insanların önce gövdelerini ayırdı sonra gönüllerini. Konutlarda mutfaklar birer lokanta olarak kullanılırken, aile bireyleri tatil günlerinde ya da akşamları bir araya gelmeye başladı. Bir sobadan ısınan  ve o sobada pişen kestaneler eşliğinde geçirilen kış geceleri konutlarla birlikte birer nostalji oldu. İçgüdüsel bir davranışın ürünü olan  kuş yuvaları bile, dört bir yanda inşa edilen blok apartmanlara kıyasla daha çok sıcaklık içerir oldu.

 

  Dışarıdaki çok renkli ve  cezbedici hayat insanları yuvalarından kopardı. Yemekler, buluşmalar ve eğlenceler hep dışarıya endekslendi. Konutlar  huzur mekanları olmaktan öte ihtiyaçların giderildiği yerler  haline geldi. Okulu, sağlık merkezi, postanesi, bankası, marketi gibi  daha bir çok ihtiyacın karşılandığı konutların bulunduğu siteler insanları mahalle olgusundan da uzaklaştırdı.Yuvalarda muhabbeti tüten misafirlikler varken, konutlarda misafir sesleri azaldı. Yuvalardaki  hareketliliğin yerini konutlardaki tembellik ve uyuşukluk aldı.

 

   Konutlarda komşuluk ilişkileri de  sekteye uğradı. Bir kapıdan birbirini tanımayan onlarca ailenin girdiği  konutların bulunduğu soğuk binalar hızla çoğaldı. Bırak yan blokta kimin yaşadığını yan dairede bile kimin yaşadığından habersizce  geçti günler. Sınıfsal ayrılıklar üzerine yükselen lüks sitelerdeki konutlarda ‘’Komşusu açken tok yatan bizden değildir ‘’ düsturu da yarı felç oldu. Hele ki sanayileşme ve modernleşmeyle birlikte kadınların çalışma hayatına atılması, çocukların da sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kreşe yollanması yuvaları daha bir konutlaştırdı. Yuvanın sıcaklığından arındırılmış konutlar sadece barınma işlevine indirgenerek otel gibi sadece uyunulan mekânlar haline geldi.

 

   Modern hayatın mecbur ettiği çalışma saatleri sebebiyle içinde olmaya hasret kalınan konutlar boşta kaldı. İnsanın kişiliğini ve kültürünü yansıtmayan bu konutlar  insan ruhu ile de uygunluk sağlayamadı. Kendimize özgü yaşam biçimimizin ihtiyaçlarına cevap veremeyen bu sentetik yaşam tabii ki de çağımız insanını daha bir huzursuzluğa itti. Bu yüzden konutlarımızı acilen özümüzle bütünleştirerek yuvaya dönüştürmemiz şarttır. Aksi halde hem huzurun hem de eli öpülesi büyüklerimizin hanemize teşrifi zor ve misafirlikleri de kısa olacaktır.

Bu yazı toplam 374 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

MyMemur Haber Sitemiz 5651 sayılı "internet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla işlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında" Kanunun 2/f maddesi uyarınca 'içerik Sağlayıcıdır'. Tüm üyeler yaptıkları yorumlardan şahsen kendileri sorumlu olup, talep halinde sitemiz kaynaklarında olan, gerekli iletişim bilgileri Adli ve İdari Makamlara sunulacaktır. UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren yorumlar onaylanmaz.