Enflasyon Dinamikleri ve Çözüm Önerileri Konferansı

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Gıda, İçecek ve Tarım Çalışma Grubu Başkanı Mehmet Aktaş, üreticinin gelir açığının kapatılması gerektiğini belirterek, "Üreticinin üretimden dolayı ödüllendirilmesi, eksik gelirinin tamamlanması ve sahada kalmasının sağlanması lazım." dedi.

Enflasyon Dinamikleri ve Çözüm Önerileri Konferansı
Enflasyon Dinamikleri ve Çözüm Önerileri Konferansı
Abone Ol
Daha Fazla

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Gıda, İçecek ve Tarım Çalışma Grubu Başkanı Mehmet Aktaş, üreticinin gelir açığının kapatılması gerektiğini belirterek, “Üreticinin üretimden dolayı ödüllendirilmesi, eksik gelirinin tamamlanması ve sahada kalmasının sağlanması lazım.” dedi.

TÜSİAD ve Koç Üniversitesi ortaklığıyla oluşturulan Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) tarafından çevrim içi olarak “Enflasyon Dinamikleri ve Çözüm Önerileri” başlıklı konferans düzenlendi.

Konferansta konuşan Aktaş, Türkiye’de 2017’den bu yana dünya gıda fiyatlarından ayrışan bir yapının görüldüğünü, temel meselenin bu aralığı daraltmak ve bir anda yüzde 25’lik gıda fiyatları artışıyla karşılaşmamak olduğunu söyledi.

Yüzde 3-5 endeks artışlarının daha kabul edilebilir ve yönetilebilir olduğunu dile getiren Aktaş, bu alanda yapılması gerekenlerden bahsetti.

Aktaş, Türkiye’deki tarımsal üretim altyapısının öncelikle küçük ölçekli olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Milyonlarca üretici 5-10 dönüm toprakta ekim dikim yapıyor. 4-5 baş büyükbaş hayvanla çiftçilik faaliyeti yapıyor. AB ülkelerinde çiftlik başına büyükbaş 32 veya üzeri. Ölçekle alakalı bir problem var. Çok sayıda küçük işletme var. Bu işletmelerin teknolojiye, finansmana erişimlerinde bilgiye ve piyasaya erişimlerinde güçlükler var. Türkiye’deki değer zincirindeki uzunluğu ve verimsizliği azaltan bir öneri de üreticinin örgütlenmesi.”

Aktaş, koordinasyon mekanizmasının Türkiye’nin ihtiyaçlarını bütün doğru paydaşların katılımıyla planlaması gerektiğini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Planlama önem taşıyor. Üreticinin gelir açığının da kapatılması gerekiyor. Bu sigorta sistemiyle ya da belli destekleme yöntemleriyle olabilir. Üreticinin üretimden dolayı ödüllendirilmesi, eksik gelirinin tamamlanması ve sahada kalmasının sağlanması lazım. Üreticinin mutlaka işini doğru yapacak faaliyetini sürdürecek konumda olması gerekiyor.”

“TCMB’nin Yeni Strateji Karşısında Sabırlı Olmalıyız”

Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, enflasyon dinamiklerindeki bozulmanın uzun süredir devam ettiğini belirterek, “Sadece geçen yılki kurun artışından veya gıda fiyatlarından kaynaklanan bir durum değil.” dedi.

TCMB’nin uygulamaya geçirdiği yeni strateji karşısında sabırlı olmaları gerektiğini dile getiren Kara, “Enflasyon dinamiklerindeki bozulma 9-10 yıldır devam ediyor. Bu konu birkaç ayda çözülecek bir problem değil. Sabırlı olmalıyız. Kolektif bir çaba gerektiriyor. ‘Merkez Bankası birkaç ay reel faiz versin, bu işi çözelim’ diye bir şey yok.” diye konuştu.

Kara, enflasyonun neden yüksek olduğuna dair gıda, vergi kompozisyonu, fiyatlama alışkanlıkları gibi çok sayıda yapısal faktörden bahsedilebileceğini kaydederek, “Ancak bunların hepsinin ötesinde biz gerçekten TCMB’nin düzgün bir merkez bankacılığı yapmasına izin verdik mi? Bu bence en önemli şey. Düzgün bir merkez bankacılığı yaparak enflasyon problemini büyük ölçüde çözebilmemiz mümkün.” açıklamasında bulundu.

Kara, son 10 yılın neredeyse 8’inde negatif reel faiz verildiğini ve TL’ye yatırım yapanların kaybettiğini belirterek, bu nedenle TL’ye olan güvenin hemen geri gelmesinin birkaç ayda mümkün olmadığını, sabırlı olunması gerektiğini vurguladı.

Bu yıla ilişkin yüzde 9,4’lük enflasyon tahmininin nispeten daha itibarlı olduğunu ifade eden Kara, TCMB’nin tahminlerinin tuttuğunun görülmesi için bir süre geçmesi gerektiğini anlattı.

“TCMB’ye Gerekirse Daha da Sıkılaştırma Yapması için Destek Verilmeli”

Prof. Dr. Kara, “yüzde 17 faiz çok yüksek” şeklinde söylemlerin olduğuna değinerek, şu açıklamalarda bulundu:

“O kadar da yüksek değil. Enflasyon eğilimlerine baktığımız zaman, son 3 aylık mevsimsellikten arındırılmış, yıllıklandırılmış rakamlar baktığımızda yüzde 20’lerin üzerinde. Tabii ki bu önümüzdeki dönemde bu düşecek. Ancak yine de yüzde 17 yüksek değil. O yüzden TCMB’ye biraz hareket aralığı tanıyalım.

Gerekirse daha da sıkılaştırma yapsın. Bunu toplum olarak tolere etmek gerekiyor. TCMB’nin işini yapmasına izin vermek gerekiyor. Eğer kısa vadede doğru sıkılaştırmayı yapabilirse yılın ikinci yarısında genişleme yapabilecek ve ekonomiyi destekleyebilecek. Bugün eğer TCMB bu fiyat baskılarına ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmaya gerekli tepkiyi vermezse yıl boyunca sıkı para politikası uygulamak zorunda kalacak. Bunun farkındalığıyla TCMB’ye destek vermek gerekiyor. Enflasyonla mücadele sabır işi.”

“Doğru Bir Yola Girdik Ancak Yolun Çok Başındayız”

Ekonomist Murat Üçer de, Türkiye’nin eski enflasyonları referans alması gerektiğini belirterek, “Doğru bir yola girdik ama çok daha başındayız. Yapılan şeyler gerekli ancak kesinlikle yeterli değildir. Türkiye’nin bir bedel ödemeden dezenflasyon yapması bu noktada mümkün değildir.” değerlendirmesinde bulundu.

Koç Üniversitesi’nden Burcu Ünüvar da, ülke olarak istihdam oluşturma konusunda sıkıntılı olduklarını ve genç nüfusta yüksek işsizlik bulunduğunu belirterek, “Politika yapıcıların yüksek enflasyon ve istihdam oluşturma konularına yoğunlaşmasını anlamlı buluyorum.” dedi.

Büyümeye ve enflasyonla mücadeleye yapılabilecek en büyük katkının fiyat istikrarı olduğuna dikkati çeken Ünüvar, kısa vadede bedel ödenebileceğini ancak orta vadede mutlaka karşılığının görüleceğini vurguladı.

Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

My Memur ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!