HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç gündemi değerlendirdi:

TBMM (AA) - HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, yeni Anayasa tartışmalarına ilişkin, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni değil toplumu ve demokrasiyi güçlendirecek bir Anayasa'ya ihtiyaç vardır." dedi. Oluç, Meclis'te düzenled...

TBMM (AA) – HDP Grup Başkanvekili Hakkı Saruhan Oluç, yeni Anayasa tartışmalarına ilişkin, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni değil toplumu ve demokrasiyi güçlendirecek bir Anayasa'ya ihtiyaç vardır.” dedi.

Oluç, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) enflasyon rakamlarının açıkladığını anımsatarak, gerçek enflasyonun TÜİK'in açıkladığından çok daha yüksek olduğunu söyledi.

TÜİK'in rakamlarının gerçek enflasyonu, hayat pahalılığını yansıtmadığını savunan Oluç, “Geniş tanımlı işsizlerin 10 milyon civarında olduğu bir ülkede yaşıyoruz ve enflasyon tırmanmaya devam ediyor.” dedi.

Son günlerde yapılan zamları anımsatan Oluç, “Köprü ve otoyollardaki artış demek doğrudan doğruya gıda enflasyonun artması anlamına geliyor. Bunu da önümüzdeki aylarda göreceğiz. 'Eskiden yağ kuyrukları var' diyorlardı şimdi insanlar kuyruğa giremez hale geldiler. Çünkü, cepte para olmayınca kuyruğa girmenin de bir anlamı kalmamış olmuyor. Bugün Türkiye'de kuyruklara giremeyen yoksullar çöplerden ekmek toplamak, pazarlardan akşam vakitlerinde yerden artanları toplamak zorunda kalıyorlar. Gerçekten son derece vahim bir tabloyla karşı karşıyız ve bu vahim tablonun birinci dereceden sorumlusu Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, AKP-MHP ittifakıdır.” diye konuştu.

Boğaziçi Üniversitesi önündeki polislerin fotoğrafını gösteren Oluç, “Boğaziçi Üniversitesi'ni bu hale getirdiğiniz. Öğrenciler ne istiyor? Çok basit bir şey söylüyorlar. 'Rektör atanmış olmasın' diyorlar. Rektörü üniversitenin paydaşlarının seçmesinin önünde ne engel var? Hiçbir engel yok. İktidar engeli var. İktidarın bugünkü zihniyeti var.” değerlendirmesinde bulundu.

“Öğrencilerin gösterdikleri meşru, demokratik bir direniş, protesto var.” diyen Oluç, iktidar ve İçişleri Bakanlığı'nın bunu illegalize etmeye çalıştığını ileri sürdü. Oluç, “Çok masum bir şekilde Boğaziçi Üniversitesi'ndeki öğrenciler ve öğretim üyeleri 'atanmış, kayyum rektör istemiyoruz' diyorlar. Bundan daha doğal, meşru ve demokratik bir protesto olabilir mi? Olamaz. Bunun karşısında iktidar ne yapıyor? Kolluk kuvveti ile öğrencilerin üstüne saldırıyor. Bu demokratik protestoyu illegalize etmeye çalışıyor.” ifadesini kullandı.

Öğrencilerin tek taleplerinin Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Melih Bulu'nun istifa etmesi olduğunu belirten Oluç, “Son derece demokratik bir şekilde bunu üstelik dile getiriyorlar. Ya atadığınız bu kayyum rektörü görevden alın ya da bu kayyum rektör, bu şekilde çalışamayacağını görerek bir an evvel istifa etmelidir. Yapabileceği en iyi, hayırlı iş budur.” dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, “Rektör seçimlerinin demokratik olması mı gerekiyor?” dediğini belirten Oluç, “O kadar ilginç bir laf ki, fıkra olsa gülünmez, yol olsa geçilmez, ayna olsa bakılmaz ne diyelim buna? Reform tartışmalarının yapıldığı, yeni demokratik ve sivil bir Anayasa lazımdır tartışmalarının yapıldığı günde işte bu laf aslında bütün sihri ortadan kaldırıyor.” ifadesini kullandı.

Bazı cezaevlerinde açlık grevlerinin 69 gündür devam ettiğini belirten Oluç, cezaevlerinde açlık grevine giren hükümlü ve tutukluların taleplerinin hukukun uygulanması olduğunu söyledi.

Son günlerde bir Anayasa tartışmasının tekrardan ısıtılmaya çalışıldığını dile getiren Oluç, kendilerinin, 12 Eylül 1980 Anayasa'nın değişmesi gerektiğini çok uzun yıllardır söyleyen ve bunun için mücadele eden muhalefet partilerinden birisi olduğunu kaydetti. “12 Eylül 1980 Anayasası özürlüdür, despotiktir, her türlü otoriterliğe açıktır ve bir cunta, darbe ruhunu taşıyan, kendisine içselleştirmiş olan anayasadır.” diyen Oluç, bu anayasanın toptan kaldırılması gerektiğini iktidara gelen veya iktidar olamayan çeşitli muhalefet partilerinin defalarca ifade ettiğini ancak bu anayasa tartışmalarından bir türlü sonuç elde edilemediğini söyledi.

– “Sivil ve demokratik Anayasa Türkiye'de yaşayan herkesin acil ihtiyacıdır”

En son 2011 yılında Meclis'te yapılan çalışmalardan da bir sonuç elde edilemediğini vurgulayan Oluç, “Bir sivil ve demokratik Anayasa Türkiye'nin, Türkiye'de yaşayan herkesin acil ihtiyacıdır. Bu çok net ve açıktır. İlk defa şimdi de söylemiyoruz. Yıllardan beri bunu söylüyoruz. Anayasa aynı zamanda bir toplumsal sözleşmedir. Bu toplumun, barış, huzur, refah içinde yaşayabilmesinin temel metnidir bu toplamsal sözleşme. Dolayısıyla böyle bir yeni anayasa ihtiyacı çok açık ortadadır ama maalesef AKP'nin bu konudaki sicili bozuktur. İktidar, eğer bu tartışmayı bir oyalama, nefes alma ve iktidarını sürdürme anlayışı içinde gündeme getiriyorsa bu doğru bir tutum değildir. İktidar ittifakı güven vermiyor.” dedi.

Yeni bir Anayasa'nın sadece Cumhur İttifakı ile yapılamayacağını ifade eden Oluç, bütün siyasi partilerin, toplumdaki bütün STK'lerin, yurttaşların bu tartışmaya katılması, görüşlerini söylemesi ve Anayasa konusundaki iradelerini belli etmesiyle yapılabileceğini söyledi.

Oluç, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni değil toplumu ve demokrasiyi güçlendirecek bir Anayasa'ya ihtiyaç vardır.” dedi. İktidarın yürürlükteki Anayasa'yı bile uygulamadığını savunan Oluç, Anayasa'nın 90. maddesine göre AİHM kararlarının bağlayıcı olduğunu ancak eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'a ilişkin kararın hala uygulanmadığını söyledi.

Oluç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kuvvetler ayrılığının yeniden tesis edilmesini içeren, denge-denetleme mekanizmalarını güçlendiren ve yeniden tesis eden, tarafsız bir Cumhurbaşkanlığını sağlayan ve yerel demokrasiyi güçlendiren bir Anayasa tartışması gerçekten önemli bir tartışmadır. Ama ne yazık ki iktidarın kullandığı dil ve söylem, uygulamaları, HDP'yi tasfiye etme çabaları, uzlaşmacı, kapsayıcı, katılımcı ve müzakereci bir anayasa yapım sürecine işaret etmemektedir. Önce bunların değişmesi gerekir. Önce bir yol temizliğine, zihniyet değişikliğine, söylem ve dil değişikliğine, uygulamaların değişmesine ihtiyaç vardır. Bu durum sağlanmadan, bu uygulamalar değişmeden, söylem ve dil düzeltilmeden bir Anayasa tartışmasının sağlıklı bir şekilde yapılması, bir Siyasi Partiler Yasası'nın değişmesinin sağlıklı bir şekilde yapılması ne yazık ki mümkün değildir. Dolayısıyla, kuvvetler ayrılığının her boyutuyla tekrardan ele alındığı, toplumu ve demokrasiyi güçlendirecek bir yatay ve dikey kuvvetler ayrılığının tartışıldığı bir Anayasa tartışması bütün toplum için bir ihtiyaçtır. Bunun yapılması gerektiğinden bizim en ufak bir şüphemiz yoktur ama bu uygulamalar ve söylem buna dair neredeyse hiçbir işaret, emare barındırmamaktadır.”

Oluç, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin bir soru üzerine Oluç, eğer bir sivil ve demokratik Anayasa'dan söz ediliyorsa bunun hazırlanacağı yerin TBMM olduğunu belirterek, “Dolayısıyla içinde bütün muhalefet partilerinin, iktidar partilerinin de yer aldığı bir komisyon çalışması şeklinde ancak bir Anayasa teklifi tartışılabilir.” dedi.

Ekonomi, siyaset, iç ve dış politika, sosyal ihtiyaçlar ve hukuk açısından açıkça işlemediği görülen bir sistemi güçlendirmek için Anayasa tartışması yapmanın doğru olmadığını ifade eden Oluç, “Bu toplumu ve demokrasiyi güçlendirecek Anayasa tartışmasına ihtiyaç vardır. Mutlak iktidarı oluşturmak için değil. Eğer Cumhur İttifakı, iktidarını mutlaklaştırmak için mutlak iktidarı elde etmek için bu Anayasa tartışmasını yapacaksa bunun doğru bir yanı yoktur. Muhalefeti etkisizleştirmek, dikensiz bir gül bahçesi yaratmak için bir Anayasa tartışması yapılacaksa bunun karşısındaki tutumumuz çok açıktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Anayasa Mahkemesi'nin eski CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu hakkında verdiği kararın anımsatılması üzerine Oluç, Anayasa Mahkemesi kararlarının yargı tarafından uygulanmamasının başlı başına bir sorun olduğunu belirterek, “Anayasa Mahkemesi en üst merci ise eğer bu mekanizma içerisinde onun verdiği kararlar Anayasa'ya göre de uygulanması gereken kararlardır.” dedi. Bu durumun değiştirileceği iki yerin olduğunu ifade eden Oluç, “Birisi yerel mahkeme ikincisi de TBMM'dir. Çünkü, TBMM, Enis Berberoğlu'nun milletvekilliğini hukuksuz bir şekilde düşürmüştür. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi kararları uygulanmalıdır. Aynı şeklide AİHM kararları da uygulanmalıdır.” şeklinde konuştu.

Exit mobile version