1. YAZARLAR

  2. Diba B. Külekci

  3. Kendini O Kadar da Sevme
Diba B. Külekci

Diba B. Külekci

Kendini O Kadar da Sevme

A+A-

Son zamanların en “trend” ruh hali, kendini sevmek. Gariptir ki 21.yüzyıl, modalar çağı, hatta moda milenyumu, herkesin ortak bir paydada “mutlu olmasını” bekliyorlar.

Dar kotlar moda, mutlu olmalısınız. Yüksek bel ile poponuz daha yukarıda görünecek, mutlu olun. Bedeniniz ne kadar kilolu olursa olsun, kalp – damar tıkanıklığı sorun değil, damar yağlanmasından dolayı anju olmanız hiç problem değil, biz siz çok şık şekilde giydiririz, mutlu olun. Sigara içip akciğerlerinizi kömüre döndürün, kanser ya da koah olabilirsiniz, problem değil; nefesinizin kokmaması için, dişlerinizin sararmaması için harika ürünlerimiz var, mutlu olun.  Bunlardan mutlu olamıyor musunuz? O zaman kendinizi yeterince sevmiyorsunuz, sorun sizde. Bizim para kazanma aşkımızda ya da gözümüzü hırs bürümesinde sıkıntı yok, sonuçta tercihler ve nedenler üzerine kurulmuş bir düzendesiniz. Dışarıya karşı güzel durun, içiniz çürüse de sıkıntı yok. Ama kendinizi böyle kabul edeceksiniz çünkü hatalar da doğrular da sizin eseriniz!

Öyle mi acaba?

Sanmıyorum.

Kendinize aşık olmanız, kendinize hayran olmanız kendinize yapacağınız en büyük işkence, en büyük eziyet. İnsan, kendine hayran olur, kusurlarını da kabul ederse bu kusurlarını nasıl yararına çevirir ve gelişebilir ki?

Düşünün bir kere, anneniz – babanız size karşı hata yaptığında, onlar üzülmesin diye hiç susmadınız mı? En yakın arkadaşınız hayatının hatasını yaparken onu çok sevdiğiniz ve mutluluğunu bozmak istemediğiniz için hiç mi susmadınız? Kız kardeşiniz bir hödükle evlenirken onun mutsuz olacağını bile bile, sırf onu çok sevdiğiniz ve mutluluğuna engel olmak istemediniz diye hiç susmadınız mı?

Kısaca, insan en çok en sevdiğine zarar verir çünkü onun üzülmesini istemez. Gerçeklerle çevrili histerik bir yaşam yerine pembiş kafesleri tercih eder.

Giyiminize, evinizi hangi renge boyayacağınıza, boyunuza, meme ölçünüze, dudak dolgunluğunuza, koca seçiminize, karınızın topuklu ayakkabısına burnunu sokan moda, şimdi ruh halinizi de tek bir moda sokmaya çalışıyor: “Kendini sev yoksa benim ürünlerimi alıp mutlu olmak yerine gerçeklerle yüzleşeceksin, boşver, bak %50 indirim yaptım

Kendinizi o kadar da çok sevmeyin. Avrupa en büyük histeri krizlerinin ortasında yaşadı Aydınlanma çağını. Dostoyevski kendini antidepresanlarla sakinleştirip yazmadı Suç ve Ceza’yı. Ludwig Wittgenstein İkinci Dünya Savaşı sırasında hemşireler kopan bacakları yerine dikmeye çalışırken o; nabız, tansiyon, nefes darlığı için aletler geliştirmişti, tüm Avrupa savaş travmasıyla histeri krizleri geçirirken “Felsefi Soruşturmalar” adlı enfes eserini yazmıştı.

O kadar da korkmayın kendinizi düşünmekten. En çok kendinize karşı acımasız olun. Kendinizi, yargılayın, en ağır cezaları verin. Bunu yapın ki başkalarından onay bekleyen birisi haline gelmeyin. Siz, kendinize karşı dürüst olun. Dürüst olun ki başkalarının düsturlarında çare aramayın.

Bu yazı toplam 14858 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar