SKD Türkiye ve EBRD’den Türkiye’ye “düşük karbonlu ekonomi” çağrısı

İSTANBUL (AA) - İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın (EBRD) iş birliğiyle, özel sektör ve kurumlara, Türkiye'de düşük karbonlu ve döngüsel bir ekon...

Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İSTANBUL (AA) – İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın (EBRD) iş birliğiyle, özel sektör ve kurumlara, Türkiye'de düşük karbonlu ve döngüsel bir ekonomik toparlanma için iş birliği çağrısı yaparak, tüm kurumları sıfır atık ilkelerine ve döngüsel ekonomi stratejilerine bağlı kalmaya davet etti.

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) tarafından 2013 yılından bu yana düzenlenen “Sürdürülebilir Finans Forumu”nun 7'ncisi çevrim içi gerçekleştirildi.

Edin, “Yeşil Dönüşüm ve Türkiye'ye Etkileri” başlığı ile düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, küresel ve ulusal döngüsel ekonomi gelişmeleri hakkında bilgi vererek “Türkiye’nin Düşük Karbonlu ve Döngüsel Ekonomi Odaklı Dönüşümü Çağrısı”nı kamuoyu ve kurumlarla paylaştı.

Salgınla beraber iklim krizinin görmezden gelinemeyecek bir konu olduğunun bir kez daha anlaşıldığını anlatan Edin, bu vesileyle, birçok hükümet, kamu ve özel sektör oyuncusu ile finansal sistem paydaşlarının, iklim krizinin göz ardı edilemeyecek kadar büyük bir risk yarattığını fark ettiğini kaydetti.

“Paris İklim Anlaşması’nda öngörüldüğü gibi 2050 yılına kadar karbon nötr olmayı başaramazsak, riskleri fırsata çevirmek için şansımız yok denecek kadar az olacak.” diyen Edin şunlara vurgu yaptı:

“Hepimizin bildiği gibi, 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 7,6 oranında düşürerek küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlandırmamız gerekiyor. Karbon emisyonları konusunda herhangi bir önlem alınmadan, mevcut düzende ilerlenirse, bu yüzyılın sonunda küresel sıcaklık 3 ila 5 derece arasında artabilir.

Pandemi sürecinde, tüm dünyada yaşanan eş zamanlı kapanmalar ile beraber karbon emisyonlarını yalnızca yüzde 7 oranında düşürebildiğimizi göz önüne alırsak önümüzde ne denli zor ve çaba gerektiren bir süreç olduğunu anlayabiliriz. Bu yıl Davos’ta gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu’nda yayınlanan Küresel Risk Raporu, iklim konusunda gerekli adımların hala atılamamış olmasının, biyoçeşitliliğin azalması ve olağanüstü iklim olaylarıyla karşı karşıya kalınmasındaki en temel risk faktörü olduğunu ortaya koyuyor.”

– “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşabilmek için yıllık 5-7 trilyon trilyon dolar yatırım gerekiyor”

Edin, 2020 boyunca ülkelerin birbiri ardına iklim değişikliğiyle mücadele için olumlu açıklamalar yaptıklarını hatırlatarak, diğer yandan, Bloomberg NEF’in 122 ülke üzerinde yaptığı son araştırmanın, AB ülkeleri, Çin, Japonya, Güney Kore gibi karbon nötr hedefi belirleyen ülkelerin henüz 5 yıl önce verdikleri sözleri tam olarak yerine getiremediklerini ortaya koyduğunu söyledi.

Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak için daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini belirten Edin, araştırmalara göre, Avrupa’nın 2050 karbon nötr hedefine ulaşması için, yenilenebilir enerji kullanımını her yıl 2020 yılının iki katı olacak şekilde artırması gerektiğini kaydetti.

Düşük karbonlu ve çevresel etkileri azaltılmış bir dünya için ekonomik büyüme ve iyileştirme planlarının yeşil bir çerçeve etrafında kurgulanması gerektiğini anlatan Edin, şöyle konuştu:

“Daha sürdürülebilir iş yapış şekillerinin yaygınlaşmasında pastadaki en büyük paylardan biri finans sektörüne ait. Birleşmiş Milletler’in verilerine göre, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşabilmek için yıllık 5-7 trilyon trilyon dolar yatırım gerekiyor.

Söz konusu yatırım, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde her yıl en az 2,5 trilyon dolar finansal açığı anlamına geliyor. Bu durum da 2030 Gündemi’ne ulaşmamızı çok daha zor hale getiriyor. Gelişmiş ülkelerde söz konusu yatırımların üçte ikisi bankalar tarafından finanse edilirken, gelişmekte olan ülkelerde bu oranın yüzde 90’a çıktığını görüyoruz.

Ortaya çıkan finansal açığın kapanabilmesi için finans sektörünün ne kadar kritik bir role sahip olduğunu görüyorsunuz. Bu anlamda muazzam bir dönüştürücü gücümüz var. Sürdürülebilir kalkınmanın geleceği için, bankaların sağlayacağı finansmanın yanında, borçlanma piyasasının ile ürün ve hizmet gruplarının da sürdürülebilir yapılara dönüşmesi çok önemli.”

– “Türkiye’de toplam sürdürülebilir borçlanma 4,3 milyar dolara ulaştı”

Edin, salgın dönemiyle de birlikte, dünya düzeninin büyük oyuncularının iklim değişikliğiyle mücadelede çok önemli kararlar almaya başladığını ifade ederek, Dünya Bankası'nın geçtiğimiz yıl neredeyse 21,4 milyar dolar finansman desteğinde bulunduğu örneğini verdi.

Ülkelerin merkez bankalarının da diğer bankalar üzerinde dönüştürücü güce sahip olabilmek adına düğmeye bastığını belirten Edin, Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB), bankalardan iklimle ilişkili risklerini analiz ederek düzenli bir şekilde paylaşma zorunluluğunu içeren çalışmalarını paylaştığını kaydetti.

Türkiye’de ise bankaların ve özel sektörün toplam sürdürülebilir borçlanması 4,3 milyar dolara ulaştığını aktaran Edin, bunun 3,1 milyar dolarının tahviller ve borçlanma, 1,2 milyar dolarının ise kredilerden oluştuğunu paylaştı.

Piyasa çok hızlı gelişiyor olsa da, henüz istenilen hacimlere ulaşılamadığını anlatan Edin, önümüzdeki dönemde, hükümetler ve politika yapıcıların, kalkınma bankaları ve sürdürülebilir fonlar da dahil olmak üzere tüm finansal sistem aracılığıyla kısa vadeli ekonomik sorunları çözümlerken; orta ve uzun vadeli hedefler odağında çalışmasının beklendiğini söyledi.

– “2030 yılına kadar 65 milyar ton sera gazı salımı gerçekleşecek”

Edin, yeşil dönüşüm konusunda istikrarlı ilerleme için daha güçlü iklim politikalarına ve aksiyonlara ihtiyaç duyulduğunu ifade ederek, döngüsel ekonominin muazzam fırsatlarla beraber çözüm sağlayacak alanlardan bir tanesi olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği'nin de “Avrupa Yeşil Mutabakatı”nda Döngüsel Ekonomiyi stratejilerinin odağına koyduğunu hatırlatan Edin, “Bu yıl Davos’ta yayınlanan raporlardan bir tanesi de Circularity Gap Report 2021’di. Rapora göre küresel ısınmayı 2°C’nin altında tutmak ve iklim değişikliğinin getireceği yıkıcı etkileri azaltmak için dünyanın döngüsellik oranının yüzde 17’ye yükselmesi gerekiyor. Ancak dünya ekonomisi, 2018 yılında yüzde 9,1 döngüselken; 2020 yılında yüzde 0,5’lik bir azalma göstererek yüzde 8,6 seviyesine geriledi. Mevcut lineer ekonomik model ile devam edersek 2030 yılına kadar 65 milyar ton sera gazı salımı gerçekleşeceği raporun en çarpıcı öngörüleri arasında.” bilgilerini verdi.

– “Türkiye’deki özel ve kamu sektörlerini desteklemeye kararlıyız”

Edin, özellikle Türkiye'de döngüsel ekonominin yükselmesi için çok uygun bir ortam bulunduğunu ifade ederek, başka bir endüstrinin atıklarını girdi olarak kullanmanın, dışa bağımlılığı azaltmak için çok önemli bir fırsat olduğunu söyledi.

SKD Türkiye olarak 2016 yılından beri EBRD fon desteği ile döngüsel ekonomi alanında çalışmalar yaptığını belirten Edin, endüstriler arası malzeme değişimine imkan veren Türkiye Materials Marketplace projesi ile çıktıkları bu yolculukta 2020’de yeni bir aşamaya geçerek Türkiye Döngüsel Ekonomi Platformunu oluşturduklarını kaydetti.

Platformun şu anda 24 farklı sektörden 160 üyesi bulunduğunu aktaran Edin, platform üyeleri arasında 16 döngüsel sinerji oluşturmayı başaran projenin gerçekleştirildiğini anlattı.

Bu platformda gerçekleştirilen işlemlerin, tasarruflar ve gelirler dahil tahmini 750 bin avro değere karşılık gelen 3 bin tonun üzerinde malzemenin geri kazanılmasını sağladığını ifade eden Edin, şöyle konuştu:

“Platform 110'dan fazla sektörel uzman ve danışmandan oluşan bir havuz aracılığıyla şirketlerin malzemeleri yeniden en iyi şekilde kullanabilmelerine ve israfı önlemelerine destek olmak için teknik destek ve uzmanlık sağlıyor. Bugüne kadar toplamda 600 bin avroluk bir bütçeyle yaklaşık 30 şirket teknik destek için hibeden faydalandı.

Ayrıca Platform kapsamında 40'tan fazla şirkete üç günlük Döngüsel İş Tasarımı eğitimleri de verildi. Türkiye Döngüsel Ekonomi Platformu’nun kurucuları SKD Türkiye ve EBRD olarak, bu platformun bu kadar kısa zamanda yarattığı somut faydaları görmekten kıvanç duyuyoruz.

Salgın sonrası dönemde toparlanmak, daha dayanıklı bir ekonomi inşa etmek ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi sağlamak için döngüsel ekonomiyi yol gösterici model olarak benimseme çabalarında Türkiye’deki özel ve kamu sektörlerini desteklemeye kararlıyız.”

– Türkiye'deki kurumlara çağrı

SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, “Bugün EBRD iş birliğiyle, özel sektör ve kurumlara, Türkiye'de düşük karbonlu ve döngüsel bir ekonomik toparlanma için iş birliği çağrısı yapmak için buradayız.” ifadesini kullanarak, bu eylem çağrısının, salgın sonrası sürdürülebilir ve yeşil bir toparlanma için döngüsel ekonominin benimsenmesi ve Türkiye Döngüsel Ekonomi Platformunda sunulan araçların daha etkin kullanılmasına yönelik bir çağrı olduğunu söyledi.

Edin şöyle konuştu:

“Tüm kurumları 6 maddelik bu eylem çağrısına katılmaya davet ediyoruz: Sıfır atık ilkelerine ve döngüsel ekonomi stratejilerine bağlı kalmak, mevcut ölçümler araçları ile döngüsellik düzeylerine ilişkin farkındalığı artırmak, ülke çapındaki döngüsel dönüşüme öncülük etmek, bilgi paylaşımı yeni işbirliklerinin güçlendirilmesi için Türkiye Döngüsel Ekonomi Platformu’nun bir parçası olmak, yenilikçi finansal ürünlerle döngüsel ekonomiye geçişi desteklemek ve AB döngüsel ekonomi sınıflandırmasını destekleyerek geniş çapta uygulanmasını sağlamak.”

– “İşletmelerin inovasyona yatırım yapmaları için doğru bir zamandayız”

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye Genel Müdürü Arvid Tuerkner de, Kovid-19 salgınının, dünya genelinde ülkelerin işleyişinde, sağlık hizmetlerinde ve ekonomik sistemlerinde sorunlar ortaya çıkardığını belirterek, “Salgın, üretim sistemlerinin yakın ve orta vadede nasıl işleyebileceğine dair önemli sorular oluşturdu.” değerlendirmesinde bulundu.

Krizin, mevcut ekonomik modelin ortaya koyduğu bazı doğal sınırlamaların ve risklerin altını çizdiğini aktaran Tuerkner, şunları kaydetti:

“Sadece Türkiye'de geçen yıl yerel şirketlere 1,7 milyar avro finansman sağladık. Yatırımcılar arasında, koronavirüs salgını sonrasında ekonomileri yeniden inşa etmenin yeterli olmayacağı konusunda bir fikir birliği var. Ancak aşıların mevcudiyeti, sağlıktaki acil durumun sona ermesi için bize umut veriyor.

İklimle ilgili acil durum için aşı olmadığını biliyoruz. İşletmelerin inovasyona yatırım yapmaları için doğru bir zamandayız. Yeni yeşil ekonomiye geçiş yaklaşımını uygulayarak harekete geçmenin ve daha iyiyi inşa etmenin zamanı geldi.”

Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

My Memur ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!