Transhümanizm’in yazarı Dağ: “21. yüzyıl insanın ne kadar insan kalacağı sorgulamalarını içeren yüzyıl gibi olacak”

İSTANBUL (AA) - ABDULKADİR GÜNYOL - Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve "Transhümanizm" kitabının yazarı Ahmet Dağ, son yıllarda tartışmaların odağında olan Transhümanizm hareketi ile ilgil...

Abone Ol

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

İSTANBUL (AA) – ABDULKADİR GÜNYOL – Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve “Transhümanizm” kitabının yazarı Ahmet Dağ, son yıllarda tartışmaların odağında olan Transhümanizm hareketi ile ilgili olarak “21. yüzyıl, insanın ne kadar insan kalacağı soru/n ve sorgulamalarını içeren bir yüzyıl gibi olacak görünüyor.” dedi.

Son yıllarda teknolojik gelişmelerin baş döndürücü hızı insanın hayatında ve çevresinde çok köklü değişimlere neden oluyor. Kişilerin bilgisayar, telefon internet gibi aletlerle tanışmasıyla yaşam tarzlarından iş yapma biçimlerine kadar pek çok değişim meydana gelirken, insanın biyolojik bedeni de teknolojinin ilgi alanına girmeye başladı.

Transhümanizm olarak adlandırılan bu hareketin savunucuları, insanların vücutlarına yerleştirilmesi planlanan teknolojik cihazlar ve DNA-RNA üzerine yapılan çalışmalarla insanların fiziksel ve psikolojik hastalıklardan kurtulabileceğini, hatta yaşlanmaya çözüm bularak ölüme bile çare bulunabileceğini savunuyor. İnsanın biyolojik 'sınırlılık'larından da rahatsız olan bu hareketin temsilcileri, insan zihninin bir bilgisayara yüklenerek sonsuz bir şekilde hayatına devam edebileceğine de inanıyor. Evrimci düşünceye sahip birçok kişiye göre ise bu hareket, insan vücuduna yerleştirilecek teknolojik cihazlarla insanın evrimini kendi kontrolü altında sürdürmesi olarak da tanımlanıyor. Bu görüşe göre, insan biyolojik bedenden teknolojik cihazlarla donanmış biyonik bir bedene geçiş yapacak ve yapay bir evrim gerçekleştirecek.

– Musk'a göre beyne takılan çip ile insanların konuşmaya ihtiyacı kalmayacak

Hareketin en önemli temsilcilerinden biri olan çip geliştiren Neuralink şirketinin üst yönetici (CEO) Elon Musk, geçen yıl katıldığı “The Joe Rogan Experience” isimli bir programda şirketin önümüzdeki yıllarda ilk kez bir Neuralink cihazını insan beynine bağlayabileceğini umduğunu söyledi. Musk programda yaptığı açıklamada, “Konuşmanıza gerek kalmayabilir. Belki duygusal nedenlerle hala devam edebiliriz. Ancak bu cihazlarla çok hızlı ve daha hassas bir şekilde iletişim kurabilirsiniz. Dile ne olacağından emin değilim. Böyle bir durumda Matrix gibi bir şey olurdu. Farklı bir dilde mi konuşmak istiyorsunuz? Sorun değil, sadece programı indirin.” ifadelerini kullandı. En son maymunlar üzerinde denenen projenin çalışmaları hâlen devam ediyor.

Musk ayrıca, insanın bilgisayarlar tarafından ele geçirilmemesi konusunda tek çıkar yolunun, bilgisayarların insan beyni ile birleşebileceği bir sistemin olacağını belirtiyor. “Yapay zekâ ile birleşme senaryosu şu anda elimizdeki en iyi senaryo” ifadesini kullanan Musk, projesi beyin implantı ile insan beyninin makinelerle irtibat kurabileceğini söyledi. Musk, projeyle yapay zekâ tarafında geride kalacağı düşünülen insan beyni için tek kurtuluş yolunun bilgisayar bağlantısı olan bir beyin olduğunu vurguluyor.

– “Ölümün dahi aşılabileceğini amaçlayan bilimsel ve kültürel hareket”

“Transhümanizm – İnsanın ve Dünyanın Dönüşümü” ve “İnsansız Dünya Transhümanizm” kitaplarının yazarı Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Felsefe Tarihi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Ahmet Dağ, AA muhabirine Transhümanizm hareketi ve insanlığın geleceği ile ilgili açıklamalarda bulundu. Transhümanizm kavramını ilk kullanan kişinin 1957 yılında Julian Huxley olduğunu belirten Dağ, şunları söyledi:

“İnsan doğasının sınırlarının aşma anlamında kullanılan transhümanizm kavramı, 1980’lerden sonra Amerikan fütüristlerinin de etkisiyle de -mevcut gelişmiş teknolojilerin vasıtasıyla- insanın mevcut sınırlarının hem fiziksel hem de zihinsel olarak kapasite olarak artırılabileceğini hatta yaşlılığın geciktirilebileceğini ölümün dahi aşılabileceğini amaçlayan bilimsel ve kültürel hareket olarak tanımlanmıştır. Transhuman (Human 2.0), posthuman’dan önce olan varlık türüne karşılık gelirken transhümanizm ise posthümanizm’den önce olan geçişsel bir durumu ve süreci ifade eder. Transhümanizm, hümanizm ile posthümanizm arasında bir bağ olarak görülür. Bir anlamda teknolojik posthümanizm yani transhümanizm, hümanizmi ters yüz eder. Teknolojik Posthümanizm'de adeta ruh-beden ikiliği ortadan kaldırılır. Transhümanizm'de insan, bedene bir anlamda siborg veya robota indirgenmeye çalışılırken Posthümanizm'de ruh-beden iki gerçeklik olarak ele alınır ve bu dualite korunmaya çalışılır.”

Transhümanizm'e giden sürece dair bilgiler veren Dağ, bu sürecin 16. yüzyıldan bu yana doğrusal bir çizgide devam eden maddeci-bilimci Batı’nın, mekanik akılcılıktan sibernetik akla (yapay zekâ vs.) geçişinin bir seyri olduğunu söyledi.

Dağ, “Batı bilim tarihi ve düşünce tarihinin uygulamaları bakımından dolayısıyla insanlık tarihinin en riskli ve tehlikeli süreçlerini içeren bir durak ile karşı karşıya kaldık diyebilirim. Transhümanizm süreci kendi hikâyesini kendi ören Batı’nın, yaşayacağı hikâye örgülerinden biriydi. Yaşadığı hikâyeye bir ad verilmesi gerekiyordu. Başta J. Huxley olmak üzere Nick Bostrom, Eric Drexler, F. Esfendiary Steve Fuller, David Pearce, Zoltan Istvan, James Huges, N. V. More ve Max More gibi isimler bu sürece veya hikâyeye “Transhümanizm” diye bir ad buldular.” diye konuştu.

– Canlıların DNA'sını araştırmaktan uzay mühendisliğine kadar pek çok alanı kapsıyor

Transhümanizmin hayata geçirilmesi için hali hazırda yürütülmekte olan projelere dair bilgiler veren Dağ, “Transhümanistler, transhümanizm sürecinin gerçekleşmesini sağlayacak alanlar olarak nano-teknoloji, biyo-teknoloji, enformasyon teknolojisi ve bilişsel bilim gibi uygulama alanlarını mihver alanlar olarak görüyorlar.” dedi.

Bu alanların kapsamının insan bedeninden sibernetik-ve robotik bilimlere, nesneler internetinden uzay mühendisliğine kadar bir çok alanı içerdiğine değinen Dağ, “Canlıların (bitki, hayvan ve insan vb.) DNA-RNA’sı üzerinde çalışan CRISPR teknolojisi, biyolojide bio-hacking, protez-yapay organlar (el’den göze kadar), yapay zekâ çalışmaları, robotik ara varlıklar (android, homonoid ve cyborg), singularity/tekillik (ara-yüz çalışmaları), artırılmış gerçeklik, kuantum bilgisayarlar, giyilebilir bilgisayarlar, eksoskeletonlar, bio-medikal ve nöro mühendislik çalışmaları, yapay et ve bitkiler, Cryonic/beden dondurma, hayatı uzatıcı, bedeni ve zihni güçlendirici psiko-farmakolojik ilaçlar, akıllı/smart veya Transhümanist şehirler, uzay kolonileri ve uzay maden mühendisliğine kadar bir çok çalışma alanı bulunuyor.” şeklinde konuştu.

– Sermaye sahiplerinin başı çektiği bir süreç

​​​​​​​İnsanlık tarihinde daha önceki felsefî, bilimsel ve kurumsal tecrübelerden çok farklı bir tecrübe yaşandığını vurgulayan Dağ, sözlerine şöyle devam etti:

“Laboratuvarında saçlarını ağartmış Einstein veya Marie Curie gibi bilim insanları veya bilim topluluklarıyla karşı karşıya değiliz. Ray Kurzwail, Elon Musk ve Eric Drexler gibi ya patron olarak doğrudan ya da çalışan olarak dolaylı yoldan sermayeyle ciddi ilişkisi olan bir toplulukla karşı karşıyayız. Ayrıca yukarıda saydığım isimlere ilaveten Noah Harari gibi sıkı küreselci propagandistleri var bu bilimcilerin. Bu süreç, güç-ihtiras-tutku bileşenini kendinde barındıran Greko-Judeo-Christo uygarlığının mührünü taşıyan bir süreç. Üzülerek söyleyeyim ki tüm uygarlıkları ve toplulukları da bu sürecin içinde eriten bir uygarlık türüyle karşı karşıyayız.

Darwinci evrimcilik, evrimci biyoloji ve psikolojiden beslenen ikinci bir Aydınlanma türü olarak kabul edilen transhümanizmin kabul göreceği öngörüsü aynı zamanda bir dayatmanın da tezahürüdür. Açık söylemek gerekiyorsa neredeyse son üç yüzyıldır endüstriyel ticaret, sanayileşme ve teknolojikleşme bilgi-güç-sermaye bağlamında nasıl meşrulaştırıldıysa Elon Musk’ın öncülüğünü yaptığı tekillik teknolojisinin de meşrulaştırılmasına yani kabul göreceğine şahitlik edebiliriz. Üstelik tekillik, herkesin kabul etmesi gereken bir teknoloji değil bazıların (seçkinlerin) erişebileceği veya edinebileceği bir teknoloji olabilir. Nitekim Elon Musk geçenlerde Clubhouse adlı dijital zeminde bu teknolojinin herkes tarafından kullanılamayacak bir teknoloji olduğunu ifade etti.”

– “21. yüzyıl, insanın ne kadar insan kalacağı soru/n ve sorgulamalarını içeren bir yüzyıl gibi olacak görünüyor”

Transhümanist hareket bağlamında eleştirilerini dile getiren Dağ, “4-5 yıldır transhümanizmle yoğun olarak ilgilenen biri olarak bazen 'bu adamlar kafasına koymuşlar insanı da dünyayı da dönüştürecekler' diye düşünüyorum.” diye konuştu. Birçok gösterge üzerinden insanın, uygarlık sürecinin ve mevcut dünyanın değiştirilmeye çalışıldığını söyleyen Dağ, şunlar söyledi:

“Hem Kovid-19 sürecinde yaşananlara ve söylenilenlere hem de hususiyetle önemli dijital bir propaganda zemini olan Netflix yapımlarına bakarak birçok çıkarım yapılabilir. Devlet başkanlarının, dünyanın ana akım medyasının ve sermayedarların kullandığı 'Great Reset' (büyük sıfırlama) ifadesi bile sürecin destekçilerinin ne kadar güçlü ve pratik olarak gerçekleştirilmek istendiğini gösteriyor. Nitekim Davos Dünya Ekonomik Forum Başkanı küreselci Klaus Schwab’ın transhümanizmi 'Great Reset'in bir parçası olarak görmesi ve 4. Endüstriyel devriminin insanın fiziksel, dijital ve biyolojik kimliğinin kaynaşmasına yol açacağını söylemesi dönüştürme niyetinin ve isteğinin ifadesidir.

Bir felsefeci olarak mevcut haline kaygı duyduğum felsefe, şimdiye kadar hiçbir zaman teknolojiyle bu kadar iç içe girmemişti veya hiçbir şeye bu kadar teorik yataklık yapmamıştı. Geçmişte felsefenin, dine yataklık etmesinden rahatsız olanlar adeta Janus’un iki yüzü olan dinî, mitik ve gnostik unsurlar içeren transhümanizme yataklık etmesinden hiç de rahatsız değiller gibi görünüyorlar. Oysa insan-teknik ilişkisini ele alan Heidegger’in felsefesi derinleştirilerek daha ileri taşınması gerekir. 21. yüzyıl, insanın ne kadar insan kalacağı soru/n ve sorgulamalarını içeren bir yüzyıl gibi olacak görünüyor.”

Bu Yazıya Tepki Ver

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Giriş Yap

My Memur ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!