1. YAZARLAR

  2. Uzm. Psk. Sefa Özdemir

  3. “Yasak Psikolojisi” ve Sosyal Hayata Etkisi
Uzm. Psk. Sefa Özdemir

Uzm. Psk. Sefa Özdemir

“Yasak Psikolojisi” ve Sosyal Hayata Etkisi

A+A-

Milenyum neslinin yani “Z jenerasyonunun” pek sık duymadığı, 80 ve 90 neslinin yani “X veY  kuşağının” pek sık muhatap olduğu sokağa çıkma yasağı, Covid-19 salgınından sonra yepyeni bir boyut kazandı.

Yasaklara Olumlu Olarak Bakmaya Başlandı

Sokağa çıkma yasağı” daha doğrusu yasak kavramı, bireylerde kötü bir çağrışım yaratmamaya başladı. Salgın sırasında alınan sokağa çıkma yasağı, pek çok kişinin gözünde bir yasak ve çiğnenmesi gereken bir kural olmak yerine, bir gereklilik halini aldı. Bu durum “yasak psikolojisi” durumuna, yeni olgular eklenmesine neden oldu.

Geleneklerin Değişmesi

El öpme, selamlaşma, tokalaşma gibi toplumun benimseyip gelenek haline getirdiği kavramlar, toplumsal mesafe kavramıyla çatışmaya başladı. Covid-19 salgını, insanlarla temasın, gerekli olmadıkça yapılmaması gerektiği gibi bir düşünceyi insan zihnine yerleştirdi. Bu durumda, normal şartlarda bireysel olarak uygulanmadığında toplum baskısı ile uygulatılan adetler, kendiliğinden değişmeye veya ortadan kalkmaya başlayacak. Bireyler, sevgi ve saygılarını göstermek için temas etmekten başka yollara başvuracak. Elbette bu durum “beden dilimizi” yeniden şekillendirecek.

Para Kazanma ve Tasarruf Çatışması Yaşanabilir

Covid-19 insan sağlığı kadar ekonomilerin işleyiş biçimlerini de etkiledi. Pek çok iktidar, ekonomik refahta düşüş olacağı gerekçesiyle “toplum bağışıklığı” seçeneğini değerlendirip ekonomiyi iyileştirmeye yöneldi. Salgın ile mücadele eden İtalya ve İspanya ise Avrupa Birliği’nden ekonomik destek gelmemesi ile içine kapanarak, birlik meselesini sorgulamaya başladı. Tüm bu durumlar neticesinde, para kazanmaktan çok “kötü günler için kenara koyma” alışkanlığı oluşacak gibi duruyor. Bu durumda, ekonomiler eskisi kadar canlı olmayabilir çünkü bireyler, ihtiyaçlarının dışında alışveriş yapmayı durdurabilir. Tüm bu zincirleme reaksiyonlar, uzun dönemde yeni bir ekonomik dönem ve yeni bir insan modeli oluşturabilir.

Topluma daha çok müdahil olma isteği

Covid-19, bireylere, topluma ne kadar bağlı olduklarını bir kez daha gösterdi. Özellikle Güney Kore örneği yani bir kişinin ihmalkarlığı ile salgının yeniden daha kötü bir şekilde ortaya çıkması, bireylere içinde bulundukları toplumu kontrol etmelerinin önemini yeniden hatırlattı. Örneğin hapşırırken ağzını kapatmayan birisine toplum bireyleri baskı yaparak hijyen kurallarına uymasını hatırlatmaya başladı. “Aşırı bireyselcilik”, “İçe kapanma”, “toplumdan kendini soyutlama” gibi kavramlar, “bana ne” tavrı yerine “biz olma” ihtiyacı yeniden vuku bulacağa benziyor. Bireyler, diğer insanlar olmadan yaşamanın zor ve hatta imkânsız olduğunu anladı. Bu durum, toplumları temelden değiştireceğe benziyor.

Bu yazı toplam 1749 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar